By:
Cameron Deggin
Son zamanlarda küreselleşmenin sonu hakkında çok şey duyduk. Yatırım dünyasında içe dönük, yerel çıkarların öncelikli hale gelmesi. Birisi neden kendi ülkesinin dışında gayrimenkule yatırım yapar? Açıkçası, insanlar macerayı sever. Farklı bir şeyler yapmak isterler; kayda değer bir şeyler. Kendi ülkelerini denemiş ve test etmişlerdir, ve müşterilerimizin %99'unun durumunda gördüğümüz şey, halihazırda kendi ülkelerinde bir evlerinin ve muhtemelen başka yatırımlarının olmasıdır. Gerçekten sormamız gereken soru, dünya ayağınızın altında iken ve her yere yatırım yapabilme imkanınız varken, neden Türkiye'ye geliyorsunuz? Türkiye'yi o kadar çekici kılan nedir ki, yatırımcıları güncel trendlerden uzaklaştırıyor?
Bu soruları cevaplamak için, önce yerel eğilimlerin tersine hareket eden ve yatırımcıları yabancı pazarlara çeken makro motivasyonları analiz etmeliyiz. İlk olarak gerçek varlıklara sahip olma arzusudur. Gerçek varlıklar nedir? Büyük "G" ile gerçek varlıklar, kişinin fiziksel olarak elde tutabileceği yatırımları ifade eder. Aslında, ne olmadıklarını açıklamak daha kolay olabilir.
Basitçe ifade etmek gerekirse, gerçek varlıklar; para birimi, hisse senetleri, tahviller ve boğa piyasalarında popüler olan diğer finansal araçlar değildir. Bunlar genellikle geleceğe yönelik fikir bazlı yatırımlardır. Enflasyon ve düşüş eğilimlerinin görüldüğü piyasalarda, dijital ve gerçek olmayan varlıklar Maslow’un İnsan İhtiyaçları Hiyerarşisi’nden ayrı oldukları için genellikle daha fazla risk taşır. Diğer bir deyişle, piyasa kötü gittiğinde, yatırımcılar paralarını fikirler değil, nesneler içinde tutmayı tercih eder. Emtialar, değerli metaller ve evet, gayrimenkul insan varlığına ilişkin olarak gerçekten zamansız şeylere örnektir.
Son birkaç yıl, gezegendeki günlük hayatın birçok alanında önemli değişimlerin işaretlerini taşıdı. COVID’den sosyal adalet meselelerine, savaşa, teknolojiye, insan haklarına, tedarik zinciri lojistiğine kadar her şeyde. İş yapma şekli bozuldu. Şu anda, dünyadaki birçok yatırımcının gözünde piyasa dünyasında ve insan hayatlarında belirsizlik alanında bulunmaktayız. Bu yüzden belirsizlik zamanlarında, yukarıda belirtildiği gibi, yatırımcılar gerçek varlıklara yönelmeyi tercih ediyor.
Bütün bunların ışığında, Property Turkey olarak sadece bir gerçek varlık üzerinde çalışıyoruz: o da gayrimenkul yatırımı. Gayrimenkul, diğer gerçek varlıklar gibi sınırlı bir kaynağa sahiptir. Sonsuz ölçeklenebilen para biriminin aksine, Dünya’da sınırlı miktarda arazi vardır. Ve Dünya, insanın yaşayabileceği tek gezegen olduğu sürece bu böyle devam edecektir. Küresel belirsizlik birçok kaynağın yerelleştirilmesini önceliklendirirken, özellikle enerji alanında, arazi küresel cazibesini koruyan nadir gerçek varlıklardan biridir.

Gelişmekte olan bir piyasa olarak Türkiye, 2020 yılına Batı ülkelerine kıyasla tamamen farklı bir gelişim eğrisinde başladı. Bu ne anlama geliyor? Türkiye’nin ekonomik durumu, Batı ülkelerine kıyasla tamamen benzersiz ve bağımsız değişkenler, güçlü ve zayıf yönler, hedefler setine sahiptir. Bu, Türkiye’nin sadece küresel olaylardan benzersiz bir şekilde olumsuz etkilenmediği anlamına gelmiyor; aynı zamanda benzersiz biçimde olumlu etkilenmiştir.
Örnek vermek gerekirse, enflasyon. Türkiye ekonomisi mevcut küresel enflasyon ortamından etkilenmiş olsa da, ABD ve Birleşik Krallık gibi gelişmiş ülkelerden farklı tepki vermektedir. Gelişmiş ülkeler enflasyonu yavaşlatmak için faiz oranlarını artırır. Ama bu büyümeyi de yavaşlatır. Türkiye ise faiz oranlarını düşürmüştür. Bu düşüşlerin kısa vadeli etkisi Türk Lirası’nın değer kaybetmesi olmuştur. Neden gelişmekte olan bir ülke, zayıf bir para birimiyle, modern ekonomik prensiplere aykırı davranıp para birimini daha da değersizleştirir?
Cevap büyümedir. Türkiye yön değiştirdi. Belirsizlik bazıları için zaman kaybıyken, sabırla bekleyen birçokları için fırsat zamanıdır. Türkiye bu fırsat alanlardan biridir. Türkiye, değişen bu dönemde çevik, esnek, alışılmışın dışında, büyüme odaklı kararlar alabilecek dünyanın çok az ülkesinden biridir.
Bütün bunların uzun lafın kısası, Türk gayrimenkulü şu anda indirimde. Ülke, Türkiye’nin umut vaat eden, refah dolu geleceğine dahil olacak kadar akıllı yatırımcılar için giriş bariyerini düşürmüştür.
Kripto para alanında kazanç sağlayan birçok müşterimiz gerçek varlıklara yeni bir ilgi duymaktadır. Bu, bayağı bir karşıt görülebilir çünkü kendi mülkünü satın almaya yetecek kadar kazanç sağlayabilen insanlar genellikle erken benimseyenlerdir. Birçok kripto projesi hala çok yeni olmasına rağmen, gayrimenkul dünyanın en öncü risk alan zihinleri için cazip, riskten uzak bir güvenli liman olmaya devam ediyor. Gayrimenkul, kriptonun tamamlayıcısı gibi rol oynamıştır. Yükselen inşaat maliyetleri ve artan satış fiyatlarına rağmen, talebin yüksekliği nedeniyle gayrimenkulde potansiyel getiri güvenlidir.
İstanbul’da yıllardır, hem şehir içinde hem de genişleyen kenar mahallelerinde fiyat dalgalanmalarını gördük. Koşullara bağlı olarak bazı segmentlerde "balonlar" oluşmuştur. Örnek olarak, şehrin kenarındaki büyük konut projelerinin fiyatlarının hızla yükselip patlaması gebenebilir. Diğer bir örnek ise, özellikle 1999 depremi sonrası kentsel dönüşüm alanlarında, şehrin belirli bölgelerinde bilinçsiz alıcılara yönelik fiyatların döngüsel yükselmesidir.
Ancak bugün, bir balon olduğuna inanmıyoruz. Türk gayrimenkulü değerine uyanış vardır. İstanbul’un Avrupa’daki muadilleriyle karşılaştırıldığında, fiyatların arttığı raporlarına rağmen İstanbul kıtadaki en düşük fiyatlı gayrimenkul olmaya devam ediyor. Gördüğümüz kanıt, alt ve üst sınıf arasındaki uçurumun giderek genişlemesi. Artan giriş bariyerleri, küresel zenginlik birikimi trendlerini yansıtıyor. Böylece İstanbul fiyatları artarken, dünya çapındaki diğer metro alanlarının fiyatlarına göre daha yavaş artmaktadır.
Birçok açıdan Türkiye, belirsiz bir dünyada büyüme ve başarı için en büyük fırsatı sunmaktadır.
