By:
Nezir Can
Türkiye'nin yazılmamış kuralları hakkında ne kadar bilginiz var? Yabancı birine gülümsemek kabalık sayılır mı? Çanta masanın üstünde mi yoksa yerde mi durmalı? Türkler neden hep geç kalır ve neden öpüşmeyi çok severler? Türkiye'nin daha ince sosyal gelenekleri hakkındaki ilk makalemiz pek çok tartışma yarattı. Türkiye'deki görgü kuralları hakkında birkaç nokta daha derledik. Okuyun ve bu sosyal geleneklere katılıyor musunuz görün.
İlk makalede de belirtildiği gibi, Türkler misafirperver ve anlayışlı insanlardır, bu yüzden kırıcı olmaktan endişe etmeyin. Karşılaştığınız çoğu Türk, ülkesinde iyi vakit geçirmenizi ister ve kültürlerine ilgi gösterdiğiniz için memnun olur.
1. Gülümsememek kaba olmak anlamına gelmez
Türkler Batılılara göre çok daha az gülümser. Bu onların dost canlısı ya da misafirperver olmadığı anlamına gelmez (tam tersine, Türkiye'ye gitmiş herkes bunu onaylar). Bu sadece kültürel bir farktır. Özellikle kırsal bölgelerde, gülümsemeyen yabancılara alışık olmadıklarından, yabancılara gülümsemekten kaçınmak en iyisidir. En iyisi, yabancı olduğunuzu anlayıp size selam verirler; en kötüsü, sizi biraz saf ya da kendileriyle dalga geçen biri olarak kabul ederler. Gülümsemek genellikle size yakın olan kişiler içindir.

2. Çantanızı yere koymayın
Kalabalık bir restoranda ya da Türkiye'deki dairelerde, çantanızı yere koymak sadece hijyenik olmadığı için değil; aynı zamanda kötü şanstır. Bu davranış tüm paranızın yere akmasına neden olacak ya da zor kazanılmış paranızı gereksiz ya da faydasız şeylere harcayacağınız anlamına gelir.

3. Ekmek saygıyla muamele görmeli
Birçok kültürde ekmek, refahı simgeler - kendinizi ve ailenizi besleyebilme yeteneği. Bu Türkiye için de geçerlidir; bazı Türkler artan ekmeği atamaz ve onu kapılara ya da başkalarının bulabileceği yerlere asar. Bu batıl inanç değil; ekmeği karşılayamayanlara aktarmanın pratik bir yoludur. Aynı şekilde, asla ekmeğin üzerine basmamalı ve düşürürseniz ya da yerde ekmek görürseniz, onu alırken "Bismillah" (Allah'ın adıyla) demek adettendir.

4. Sıcak karşılamalar gündemdedir
Birçok Türk tokalaşmayı biraz resmi bulur – bu, nerede olduğuna (büyük şehir/denize kıyısı olan tatil beldesi/kırsal) ve kişiyi ne kadar tanıdığına bağlıdır. Bunun yerine, birçok Türk Türk tarzı yarım sarılmayı tercih eder: arkadaşınızın elini tutup onları kendinize çeker, diğer elinizle sırtını okşarken her yana birer öpücük verilir. Erkeklerse genellikle birbirini öpmek yerine başlarının yanlarını nazikçe dokundurarak selamlaşır.

5. Çoğu Türk gerçekten nazara inanmaz
Mavi ve beyaz nazar boncuğu her yerdedir. Büyük şirketlerin ofislerinden Kalkan'daki satılık villalara kadar duvarlarda, kapı girişlerinde, arabalarda ve hatta bebeklerde görülür. Fakat yanılmayın, bu Türkiye'nin hala karanlık çağlarda olduğu anlamına gelmez: çok az Türk bu eski batıl inançlara inanır; bu sadece kültürel bir gelenek – neredeyse bir alışkanlıktır.

6. Soğuk her hastalığın kaynağıdır
Türkiye'deki hemen hemen her hastalığın sebebi soğuk esintidir. Pencereden bir hava cereyanı açmaya kalkarsanız ne olacağını göreceksiniz. Birçok Türk, en sıcak günlerde bile İstanbul dairelerinde klima kullanmaz. Soğuk zeminlerden kaçınılır; özellikle kadınlar, çeşitli hastalıklardan korunmak için terlik giyerler. Bazıları dondurma ya da soğuk yoğurt yemekten bile kaçınır, çünkü onları hasta edebileceğine inanırlar.

7. Toplu taşımada sesinizi kısmalısınız
Toplu taşımada Türklerin konuştuğunu görmek nadirdir – gülmek, şaka yapmak veya bağırmak ise daha da az. Otobüste yüksek sesle davranmak dikkat çeker – genellikle hoş olmayan bir şekilde – ve uyarılabilirsiniz. Dikkatli olun.

8. Limon kolonyası her yerde
Yemekten önce, yemekten sonra, misafirleri karşılamak için ya da baygınlık hisseden birini canlandırmak için limon kolonyası hemen her yerde bulunur. Evlerde, lokantalarda, iş yerlerinde ve ülke genelinde çantaların içinde limon kolonyası sizi canlandırmak, tazelemek ve dezenfekte etmek için bekler. Bu kolonyalar bazen temizlik için bile kullanılır – ister banyo olsun ister birinin yüzü. Hastalık bir eve girince, kapı kolları, ışık düğmeleri ve kirli ellere dokunan diğer yerlerde dezenfektan olarak kullanılır.

9. Kendi atıştırmalığınıza başlamadan önce başkalarına da ikram edin
Bu sadece iyi bir görgüdür ve çoğumuz için nereli olursak olalım otomatik olarak gelen bir davranıştır. Kendinize bir atıştırmalık ya da içecek hazırladığınızda, önce Türk arkadaşınıza ikram etmelisiniz. Teklif her zaman kabul edilmese de, sormamak kaba sayılır.

10. Asla çay teklifini reddetmeyin
Biri size çay içmek isteyip istemediğinizi sorduğunda, sadece susuzluğunuzu gidermekten ibaret düşünmez. Çay içmek sosyal bir etkileşimdir ve reddetmek antisocial sayılır. Birlikte oturup ince belli bardakları kaldırmak, bazen geçici bazen kalıcı bir bağ oluşturur – bu bağı yolculuğunuz boyunca yanınızda taşırsınız. Türkler ve çay ayrılmaz bir bütündür. Dükkanlarda, evlerde, feribotlarda ve canlı çay bahçelerinde, genç yaşlı herkes birlikte çay içer. Bu yüzden Türklerin dünyanın en tutkulu çay tüketicilerinden biri olması şaşırtıcı değildir, yılda yaklaşık 1000 bardak çay tüketirler.

11. Türkler dokunmayı sever
Yabancılar, Türkiye'nin dokunsal kültürüyle ilk defa karşılaştıklarında genellikle şaşırır. Kadınların kadınların elini tutması veya erkeklerin erkeklerin elini tutması görülebilir. Ancak ince kurallar vardır: tüm dokunmalar bel altındadır. Örneğin, birinin bacağına dokunmak çok uygun görülmez ve cinsel bir jest sayılır. Zıt cinsin üyelerini çok nadiren dokunurken görürsünüz, sadece çok yakın arkadaşlar ya da çiftlerse olabilir.

12. Ne acele var?
Türkler zamana karşı cömerttir. Türk kültürünün dışından biri için bu bir eufemizm gibi gelebilir, ancak yabancıların anlaması gereken şey, zamanın kültürel bir kavram olduğu ve zamanın tanımının durumun bağlamına göre değiştiğidir. Sosyal bir etkinlikse, geç kalmak kaba sayılmaz. Dolayısıyla bir etkinlik planlıyorsanız, herkesin ya da hatta hiç kimsenin tam zamanında olmasını beklemeyin. Ancak otobüsler ve trenler genellikle zamanında gider ve iş durumlarında dakiklik önemlidir. Ama o önemli teslimat ya da kablo kurulumunu beklemek ise bambaşka bir konudur.
