By:
Nezir Can

Dış bakış açısından Türk kültürü sıklıkla yanlış temsil edilir. Yorumlarda sıkça yanlış bilgilendirilmiş ifadelerle karşılaşıyoruz; "Türkler bunu çaldı," "Yunanlar bunu icat etti," "Doğu Türkiye bize ait" gibi. Bu nedenle bu makalede, bu yanlış anlamalara ve Türk kültürünün tüm zengin tarihi ve kültürel çeşitliliğine birlikte bakalım. Nasıl bu hale geldiği ve neden böyle olduğu ilginçtir.
Türk kültürü, Yunanlar, Araplar, Persler, Ermeniler, Gürcüler, Kürtler gibi birçok unsurdan etkilenmiştir. Bu eşsiz ve güzel kültür karışımı, Osmanlı İmparatorluğu'nda doruk noktasına ulaşmıştır. Osmanlılar, halklarını birleştirmek ve imparatorluğu güçlendirmek amacıyla kültürlerin aktif alışverişini teşvik etmişlerdir. Dünyanın en eski ve en büyük kültür kaynaşmalarından biriydi. Doğu ve Batı medeniyetlerinin gerçek bir karışımıydı.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, günümüz Türkiye'si iki kıtada (Trakya/Avrupa, Anadolu/Asya) yedi bölgeye ayrılmıştı. Bu bölgeler şunlardı:
- Marmara
- Ege
- Akdeniz
- İç Anadolu
- Karadeniz
- Doğu Anadolu
- Güneydoğu Anadolu

Bölgenin coğrafyası, yerel kültürün gelişiminde önemli bir rol oynar. Örneğin, Karadeniz Bölgesi İsviçre veya Avusturya'yı çağrıştırabilirken; Güneydoğu Anadolu, birçok Orta Doğu ülkesi gibi kurak bir yapıya sahiptir. Ege Bölgesi ise Yunanistan'ın aynısı gibidir. Ancak bu konudaki görüşler bölgeden bölgeye değişir. Mutfak, müzik, aksanlar, gelenekler ve adetler, tamamı coğrafyaya bağlıdır. İnsanlık tarihi yaklaşık 12,000 yıl olduğu düşünüldüğünde, bu alanların etkileri küçümsenemez.
Türkiye'nin kültürel çeşitliliği gösterdiği bir diğer alan ise yönetim biçimleridir. Medeniyetler beşiği, tarih boyunca birçok farklı imparatorluk ve yönetim anlayışı altında kontrol ve yönetilmiştir. Merkezi Anadolu'daki Çatalhöyük'ten, bilinen dünyanın ilk yerleşim yerinden (MÖ 6500) başlayarak; Hititler, Trakyalılar, Lidyalılar, Yunanlar, Persler, Romalılar, Türkiye uzun süre insan gelişiminin merkezi olmuştur.

Günümüzde bildiğimiz Türk mutfağı, büyük ölçüde Osmanlı mutfağına dayanmaktadır. Akdeniz, Orta Doğu, Baltık, Orta Asya ve diğer komşu bölgelerin füzyonu olarak tanımlanabilir. Karşılığında, özellikle Doğu ve Güney Avrupa'daki diğer bölgeleri de etkilemiştir. Müzik de benzer kalıpları takip eder. Arabesk, kökeni başka yerlere dayanmasına rağmen özgün bir şekilde Türkleşmiş popüler bir Türk müzik türüdür. Yoğurt, kebap, baklava gibi yemekler, pek çok bölgenin sahiplenmeye çalıştığı tartışmalı kültürel ürünler arasındadır.
Gerçekte, her kültürel unsurun kökeninden bağımsız olarak, Türkiye'nin çevresindeki topraklarda kültür sınırları aşan şekilde akar. Müzik ve yemek dışında; mimari, moda, sanat ve dil de buna dahildir. Sadece İstanbul bile, bölgeden bölgeye bu niteliklerin tümünü sergiler. Cihangir, birçok Ceneviz mimarisini barındırır. Şişli'de yoğun Ermeni etkileri vardır, Osmanlı sarayları birçok Avrupa unsuru gösterir, bazı bölgelerde ise Rus tarzı hakimdir. Bu, Osmanlıların kendi orijinal tarzlarını yaymadığı anlamına gelmez. Saraylar, camiler ve hamamlardan imzasını taşıyan süsleme tarzını görebilirsiniz. Ancak bu detaylar bile Arap yerlerinden etkilenmiştir.
Türklerin orijinal kökeni, onları bu tür kültür alışverişine uygun hale getirmiştir. Türk boylarının göçebe başlangıçları, belirli bir bölgede kalıcı izler bırakmalarını zorlaştırmıştır. Bunun yerine, tarih boyunca çevrelerindeki tüm komşularla fikir alışverişi, yenilik, öğrenme ve en iyi uygulamaları benimsemede olağanüstü olmuşlardır. Modern Türk kültürünü anlamak için, orijinal Osmanlı İmparatorluğu'nun hedeflerini anlamak gerekir. Onların önceliği kültürel ikonların dayatılması değil, istikrar ve barışçıl yönetimdi. Yönettikleri ve fethettikleri halklardan ve topraklardan kültürel mirası şekillendirmiş ve gözlemlemişlerdir. İyi ya da kötü, zamanla adaptasyonlar ve değişiklikler olmuştur ve günümüzdeki hali almıştır. Ancak geçmişe bakmak ve Türkiye'nin çok katmanlı ve güzel paylaşımını görmek şaşırtıcıdır.
Lütfen Türkiye'yi ziyaret edin; Türk kültürünün tam anlamıyla nefes alışını gözlemleyin, paylaşın ve deneyimleyin.