Bodrum sakini Marie Coggin, yarımadanın en ikonik yüzlerinden biri olan şair, hikaye anlatıcısı ve tutuklu Cevat Şakir Kabaağaçlı'yı araştırıyor.

Tarih babası olarak bilinen Yunan tarihçi Herodot'tan günümüz ünlülerine kadar, Bodrum birçok ünlüye ev sahipliği yapmıştır. Ancak kasabada en çok göze çarpan yüz, oldukça yakışıklı, son derece dost canlısı, gülümseyen bir yüztür. Onu çok sık gördüğünüz için tanıyacağınız bir yüz. Havalimanı yolundan Bodrum'a inerken büyük bir 'MERHABA' yazısıyla sizi karşılayan ve ayrılırken geldiğiniz kişi gibi olmayacağınızı söyleyen bir tabela üzerindeki yüz odur.
“Tepede Bodrum'u göreceksin. Geldiğin gibi gitmeyeceğini sanma. Öncekiler de aynıydı. Giderken hepsi ruhlarını geride bıraktılar.”
Tanınabilir bir yüz olmasının yanı sıra, Halikarnas Balıkçısı ya da Cevat Şakir Kabaağaçlı, yarımadada başka şekillerde de varlık gösterir: Bodrum’un ana caddelerinden biri olan Cevat Şakir Caddesi onun adını taşır ve büstü belediye binasının karşısındadır.

Halikarnas Balıkçısı lakabını duyunca, onun bir Roma ya da Yunan kahramanı olduğunu düşünmüştüm ve Bodrum’un yakın tarihine ait olduğunu öğrenince biraz utanmıştım.
Aslında 1890’da Girit’te doğmuş, İstanbul’daki Amerikan Robert Kolejinde ve İngiltere’de Oxford’da eğitim görmüştür. Bu yıl ölümünün 45. yıldönümü anma etkinlikleri sırasında, Halikarnas Balıkçısı hakkında daha fazla bilgi edinme kararı aldım ve torbunu dinlemek için Bodrum Denizcilik Müzesi'ne gittim.
O sırada, Roger Williams’ın mükemmel 'Halikarnas Balıkçısı' adlı, “Bodrum’u ünlü yapan adam”a küçük ve anlaşılır bir giriş kitabını okumuştum. Cevat Şakir’in roman ve kısa öykü yazarı olduğunu, ayrıca zamanının önünde bir isyancı, hatta bir hippie olduğunu öğrendim. İlk kez 1925’te sürgünde Bodrum’a gelmiş, Osmanlı askerlerinin ölüm cezasına çarptırıldığı bir hikayeyi yazdığı için üç yıl hapis cezasının 18 ayını burada geçirmişti. Yetkililerle ters düşmüş, Bodrum Kalesinde hapsedildiği söylense de kale daha çok harabe durumundaydı ve dolayısıyla şans eseri Cevat Şakir deniz kıyısındaki bir evde ev hapsinde bulunmuştu; bu yıllar sonra turistlerin yüksek kiralar ödeyerek ayrıcalık saydığı bir dönemden çok öncesi. Burada, yerel geleneksel sünger dalgıcılarla bağ kurmuş, ancak denize onlarla birlikte çıkmasına izin verilmemişti.
Kabağaçlı'nın müzeyle aynı yerde, yüz yıl önce dikilen iki dev okaliptüs ağacından birinin altında otururken, torunu Amerika'da büyüdüğü için hoş, yumuşak Boston aksanıyla, büyükbabasının çocukluğunda ona anlattığı bir savaş analojisinden gururla bahsetti.
Çok küçük bir çocukken oyuncaklarıyla oynarken, büyükbabası biraz ekmek kırıntısını yakındaki bir karınca yuvasına koymuş. Karıncalar ekmek kırıntılarını açgözlülükle yedikçe, büyükbabası üzerine küçük et parçaları koymuş, bu da daha büyük karıncaları çekmiş ve onlar daha küçük karıncaları yemiş. Büyükbabası bunun savaşın bir gösterimi olduğunu ve sadece daha güçlü ve kuvvetlilerin zayıf ve güçsüzler pahasına galip geldiği acımasız ve beyhude bir şey olduğunu anlattığını hatırlıyor.
Onun sayesinde, Cevat Şakir’in Türkiye'nin ilk ekolojistlerinden biri olarak ceplerinde bolca tohum taşıyıp çeşitli yerlere ektiğini ve Bodrum’a şimdi her yerde görülen Bougainvillea’yı ve Bella Sombra ağacını getirmekten sorumlu olduğunu öğrendim. O zamanlar ancak yenilebilir bitkilerin yetiştirilmesi yaygınken, limanı süsleyen palmiyeler de onun diktiği ağaçlar olup, ağaçlara onun ismi verilmiştir.

Cevat Şakir cezasını İstanbul’da tamamladığında, zaman kaybetmeden sürgün yeri olan Bodrum’a geri dönmüş ve sünger dalgıçlarıyla yeniden tanışmıştır. Artık onlarla denize açılabiliyor ve böylece ilk Mavi Yolculuklar bağlamında yeni ‘tohumlar’ ekerek modern bir Homeros olmuş, o zamanlarda sadece teknelerle ulaşılabilen antik kalıntıları keşfetmiştir.
Cevat Şakir’in turist rehberi olduğu dönemde, eski Fransız Cumhurbaşkanı Georges Pompidou Efes’i gezdirilirken “Nihayet Homer’la karşılaştım” demiştir. Halikarnas Balıkçısı, İngiltere’de bulunduğu sürede British Museum’u yakından tanıyordu. Charles Newton’un antik dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnas Mozolesi'nde bıraktığı büyük boşluklardan haberi vardı. Newton’un aldığı heykeller ve diğer antikalar şimdi ünlü müzede sergilenmektedir.

Roger Williams kitabında, Cevat Şakir’in bu antikaların İngiltere’nin "gri gökleri" altında kalmasına dayanamayarak geri gönderilmesini talep ettiğini, ancak yanıt alamadığını, müze yetkililerinin sadece Mozole Odası’nın tavanını maviye boyamayı kabul ettiğini belirtiyor.
Cevat Şakir, batı kültürünün başlangıç noktasının Atina ve Yunan anakarası yerine Anadolu olması gerektiğine inanıyordu. Arkadaşlarını keşif yolculuklarına davet ettikçe, 1950'ler ve 60'larda Mavi Yolculuklar gezintiden daha çok bir keyif ve keşif kavramı haline geldi. Türkiye'ye ilk ziyaretimde yaptığım gületle yelken tatilim sırasında Sedir (Kleopatra) Adası gibi antik kalıntaları ziyaret etmenin Halikarnas Balıkçısı'na çok şey borçlu olduğunu bilmiyordum.

Daha fazla okudukça, Cevat’ın hapisle de yabancı olmadığını, birkaç kez hapiste kaldığını öğrendim. Şaşırtıcı şekilde, 1914'te babasını öldürmekten 14 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Bu olayın nedeni gizemini koruyor ve hiç konuşulmamış, ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması sırasında yaklaşık yedi yılını hapiste geçirmiş.

Cevat Şakir Kabaağaçlı: yazar, hikaye anlatıcısı, turist rehberi, sürgün, tutuklu, isyankar, ekolojist, şimdi ünlü olan Mavi Yolculuklar’ın kurucusu ve muhtemelen balıkçı; Bodrum’un ana caddesine ismi verildiğinde şu nüktedan yorumu yapmıştır: “Eşekler ve develer artık bana hayatım boyunca hükümetlerin yaptığını yapacaklar!”
