By:
Nezir Can
Dünyanın önemli kralları gösterişli saraylar inşa ederken, ordular muhteşem kaleler yaptırdı. Lüks ve ihtişamdan çok işlevselliğe odaklanan bu kaleler tarih boyunca işgalci düşmanlara karşı savunma amacıyla kullanılmıştır.
Türkiye, kıyıdan kıyıya birçok kaleye ev sahipliği yapmaktadır ve bu kaleler ülkenin önde gelen destinasyonlarında yer almaktadır. Neyse ki, geleneksel işlevleri için artık ihtiyaç duyulmamakta ve çoğu popüler turistik cazibe merkezlerine dönüşmüştür. Bazıları ise, bu toprakların tarihine dair daha fazla bilgi edinmek isteyen uzmanlar tarafından hala kazı çalışmalarıyla incelenmektedir. Türkiye'de seyahat ediyorsanız veya Türk villanızdan günübirlik bir gezi arıyorsanız, aşağıdaki kaleler görülmeye değerdir.

1 Alanya Açık Hava Kalesi ve Müzesi
Türkiye'nin Akdeniz kıyısındaki Antalya bölgesine ait olan Alanya Kalesi, UNESCO Dünya Mirası listesine eklenmesi onay beklemektedir. Sahil şeridine mükemmel bir manzara sunan, 6,5 kilometre uzunluğundaki kale surları ve 140 gözetleme kulesi içinde Roma, Bizans ve Selçuklu izleri taşır; ancak büyük kısmı 13. yüzyıla ait Selçuklu dönemine atfedilir. Deniz seviyesinden 250 metre yükseklikte olan kaleye çıkmak dik bir yürüyüştür; bu yüzden yukarıya ulaşmak için toplu taşımayı kullanabilir, ardından Alanya'nın ünlü açık hava müzesinin huzurunun, dinginliğinin ve gerçek tarihinin tadını saatlerce çıkarabilirsiniz.

2 Bodrum Kalesi ve Sualtı Arkeoloji Müzesi
1402'de Saint Jean Şövalyeleri tarafından inşa edilen Bodrum kıyısındaki kale, bölgenin en dikkat çekici simgesi olup, yarımadadaki Bodrum villaları arasında en ünlüsüdür. Şaşırtıcı bir şekilde, Şövalyelerin kaleyi, antik dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnas Mozolesi'nin kalıntılarından taşı kullanarak yaptıkları öğrenilmiştir.
Savunma limanı olmasının yanı sıra, 19. yüzyılda askeri kışla ve hapishane olarak da kullanılmış; ancak en büyük ününü, denizaltı batıkları müzesi haline gelmesiyle ve özellikle dünyanın en büyük su altı arkeoloji müzesi olmasıyla kazanmıştır. En ünlü eseri, MÖ 14. yüzyıla tarihlenen Kaş Uluburun batığıdır. 1982'de Türk sünger dalgıçları tarafından keşfedilen bu Geç Tunç Çağı gemisinin etkileyici bir yükü vardır ve bir kısmı müzede sergilenmektedir.

3 Simena Kalesi
Kaleköy olarak da bilinen Simena Kalesi, Batı dünyasındaki kaleler kadar gösterişli ve ihtişamlı olmamakla birlikte, Türkiye'nin ünlü gulet yat turizminin sıkça demirlediği koyun panoramik muhteşem manzaraları, ömür boyu sürecek anılar bırakır ve mükemmel bir selfie fonu oluşturur.
Bizans dönemine ait olan kale, korsanlara karşı savunma amacıyla inşa edilmiştir. Antik Likya mezarları geniş arazide dağılmıştır, ancak kaleye çıkış da oldukça eğlencelidir. Yokuş yukarı kıvrımlı taş döşeli bir patikadan geçerken yerel evlerin önünden geçilir; yürüyüş güçlüğü çekenler için uygun değildir. Bu kişiler aşağıda kalıp Simena'nın ünlü ev yapımı dondurmasının tadını çıkarabilir.

4 Görkemli Kayseri Kalesi
Kayseri Kalesi, diğerlerinden farklı olarak muhteşem panoramik manzaralar sağlamaz; ancak şehrin tam kalbinde yer alan stratejik konumu, çevresindeki modern simge yapılar ve mağazalarla çevrildiğinde büyüleyici bir görünüm sunar. 18 gözetleme kulesine sahip olan kale içinde artık çeşitli ürünler satan tezgahlar kurulmuştur.
Tarihi belgeler tam yapım tarihini ortaya koymasa da uzmanlar, inşaatın Roma imparatoru Gordon IV döneminde başladığını öne sürer. Kale, gece ışıklandırıldığında özellikle görkemlidir. Kayseri genellikle turistik bir destinasyon olarak pazarlanmasa da, kaleyi ve diğer Osmanlı simge yapılarını görmek için düzenlenecek 2 günlük bir gezi, yakındaki Kapadokya ziyaretine eklenebilir.

5 Tarihin Akışını Değiştiren Kalenin Adı: Rumeli Hisarı
İstanbul'un Sarıyer ilçesinde bulunan Rumeli Hisarı, Boğaz'ın Avrupa yakasında Osmanlıların Konstantinopolis'i (İstanbul) fethetmesine yardımcı olmak amacıyla inşa edilmiştir. 1451 yılında başlayan inşaat, binlerce işçinin katkısıyla sadece 4 ayda tamamlanmış ve Sultan II. Mehmed, şehre gemilerin girişini kontrol ederek şehre olan tedariki kesmiştir. Fetihten sonra da kale, sultanın Boğaz'daki stratejik konumunu fark etmesiyle gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.
Ünlü bir hikayeye göre, Venedik'e ait bir gemi dur emrine uymamış; Rumeli Hisarı'ndan açılan toplar ile gemi batırılmış ve sağ kalan mürettebatın başı kesilmiştir. Bu olay kalenin Konstantinopolis'in korunmasındaki önemini vurgulamıştır. Günümüzde ise sadece barışçıl amaçlarla; konser alanı olarak kullanılmakta ve ülkenin önde gelen açık hava müzelerinden biridir.

6 Mersin Mamure Kalesi
Ana akım seyahat yayınlarında Mamure Kalesi nadiren yer alır çünkü turistik alanların dışında, kıyı şeridinde konumlanmıştır. Ancak Alanya'yı tekrar ziyaret edenler ve bağımsız gezginler için, Akdeniz kıyısındaki Mersin'in mutlaka görülmesi gereken bir yeri olarak öne çıkar. Heybetli görünümü inkar edilemez ve ortaçağ şövalyeleri, hükümdarları ve soyguncuları anlatan filmler için mükemmel bir ortam oluşturabilirdi.
Ermeni krallar tarafından 4. yüzyılda inşa edilmiş Roma kalesinin temelleri üzerine kurulan kale, esas olarak korsanlara karşı savunmak amacıyla yapılmıştır; ancak sonraları savunma limanı olarak genişletilmiştir. Üç ana avlu, harabe halindeki bir hamam ve deniz feneri kalıntıları ile toplam 23.500 metrekarelik alanı yavaşça keşfedebilirsiniz; çünkü büyük kalabalıklar nadiren görülür.

7 Garip Uçhisar Kalesi
Türkiye'nin muhtemelen en çirkin kalesi olan Uçhisar, aynı zamanda en benzersiz kabul edilir; çünkü kale, yerden yükseğe inşa edilmek yerine insan eliyle kayalıklardan oyulmuştur. Kapadokya bölgesinin en yüksek noktası olarak bilinir ve muhteşem doğal manzaralar sunar. İç kısmındaki odalarla çevrili koridorlar, dış duvara oyulmuş mağaralarda yaşayan insanlara kadar uzanır. Havanın açık olduğu günlerde, uzakta gururla yükselen Erciyes Dağı görülür ve Uçhisar ile Göreme arasındaki ana yoldaki arabalar küçük oyuncak modeller gibi görünür.
Daha fazlasını okuyun: