By:
Nezir Can
Çoğu insan Türkiye'nin kebap yiyen bir ulus olduğunu varsayar, ancak bu ifade Türkler için konulabilecek en kötü klişelerden biri olabilir. Türkiye'de et ucuz değildir ve yıllardır böyle kalmıştır, bu yüzden vejetaryen yemekler diyetin temel bir parçasıdır.
Bununla birlikte, kebaplar gastronomi sahnesinde kendi köşesine sahiptir ve tipik döner kebaptan türeyen 50'den fazla çeşidi bulunmaktadır; bu döner kebaplar genellikle sokak köşelerinde hızlı yemek olarak satılır. Bölgesel özellikler ve malzeme bulunabilirliği, 10 yüzyıldan fazla süren standart tarifin çeşitlenmesinde büyük rol oynamıştır.
Haşlama, güveç veya fırınlama gibi farklı pişirme yöntemleri de son lezzete katkıda bulunur. Gerçekten de, Türkiye'nin kebap dünyasını keşfetmek istiyorsanız, öğrenilecek birçok yeni bilgiyle göz açıcı bir deneyim olacaktır.
Sulu döner kuzu eti yerine, taze pide ekmeğinin üzerine stratejik olarak dizilir ve üstüne bol yoğurt ve tereyağ ile karıştırılmış domates sosu dökülür.
Eskiden Osmanlı başkenti olan Bursa'nın kuzeybatı ilçesinden köken alan bu kebap, lezzetli çeşidi ilk tasarlayan İskender'in adına ithaf edilmiştir (1867). İskender kebabının ülke genelindeki büyük başarısı nedeniyle, buluş sahibinin ailesi bu ismi marka tescil ettirmiştir.

Baharatlı Adana kebabı genellikle bulgur pilavı ve domates, soğan ve salatalıktan oluşan basit bir salatayla servis edilir. Türkiye'nin beşinci büyük şehri olan Adana'nın adını taşıyan bu kebap, yanındaki malzemelerin sadeliği sayesinde baharatlarının ön planda kalmasını sağlar. Kıyma kuzu eti, bol pul biber, kişniş ve kimyonla karıştırılır, uzun ve yassı şişlere geçirilir ve ateş üzerinde yavaşça pişirilir.
Daha az baharat tercih edenler için, acı biber içermeyen Urfa kebabı seçeneği bulunmaktadır. Her iki çeşitte de, sokakta yemek yiyenler için dürüm olarak da servis edilebilir.

Orta Anadolu bölgesinden gelen bu kebap çeşidi, aşırı yağ eklenmeden sağlıklı pişirme yöntemiyle tanınır. Kuzu veya dana eti, domates, soğan, biberler, baharatlar ve otlarla birlikte özel yapılmış toprak testi içine konur ve yüksek ısıda pişirilerek malzemelerin suyunun birbirine karışması sağlanır.
Toprak testi sıkıca kapatılır, ancak boyun kısmına sert bir vuruşla açılabilir. Testi kebabı genellikle sade beyaz pilav ile servis edilir. Ülke genelindeki pek çok restoranda popüler olsa da, aslen Kapadokya bölgesinden geldiği bilinmektedir.

Fakirlerin yemeği olarak bilinen bu kebap çeşidi, Ege kıyılarında, Söke ve Efes çevresinden çıkmıştır ve adını “çöpten” gelmektedir. Genellikle küçük ve yağlı kuzu et parçalarından oluşur, yani etin kenar parçalarıdır.
Kısa, yuvarlak şişlere domates, soğan ve biberlerle dizilen etler kömür ateşinde pişirilir ve masaya pide ile birlikte ayranla (yoğurt, su, tuz karışımı) servis edilir. Bütçeniz kısıtlıysa, mutlaka denemeniz gereken bir lezzettir. Menüde sadece "şiş kebap" yazıyorsa, daha büyük ve kaliteli et parçaları anlamına gelir. Kuzu, dana veya tavuk şiş kebapları, özellikle yabancılara hizmet veren restoranlarda yaygın olarak satılır.

Çoğu yabancı bu kebabı güveç yemeğine benzetir çünkü genellikle toprak güveç içinde pişer. Et seçeneği tavuk, kuzu, dana veya balık olabilir ve sebzeler arasında soğan, domates ve diğer standart sebzeler yer alır.
Yemeği benzersiz kılan unsur ise biber ve patlıcanın dahil edilmesidir, bu da yemeğin ratatouille'ye benzetilmesine yol açar. Türkiye genelinde popüler olan bu yemek, Osmanlı mutfağının eski örneklerinden biri olup Bulgar, Hırvat ve Sırp kültürel etkilerini taşır.

1961 yılında Beyti Güler adlı bir beyefendinin İsviçre kasaplarını izlemesi sonrası icat edilen bu yemek, İstanbul'da halen aile tarafından işletilen restoranıyla ülke çapında favori olmuştur. Özenle seçilen baharatlı kıyma (dana veya kuzu) tandır ekmeği olan lavaşa sarılır. Açık ateşte ızgara yapılır ve yoğurt ile eritilmiş tereyağı eşliğinde servis edilir. Patlıcan beyti gibi varyasyonlar da popülerlik kazanmıştır.

Son olarak özellikle Akdeniz kıyılarında, Kayaköy hayalet köyüne yakın restoranlarda popüler olan kuzu tandır kebabı, yıllarca hatırlayacağınız bir lezzettir. Büyük et parçaları alüminyum folyoya sarılır, yeraltındaki tandır fırınına indirilir ve saatlerce yavaşça pişirilir. Etin suyu tamamen içine işlemiş olur ve tadabileceğiniz en sulu ve yumuşak kuzu etini oluşturur. Salata ile servis edilir; ancak ikinci porsiyonu sipariş etme isteği öyle güçlüdür ki, salatayı bile yemeyebilirsiniz.
