By:
Nezir Can
Türkiye'ye yeni gelen ziyaretçiler hemen kültürler, etnik miras ve gelenekler arasındaki büyük farkları fark edeceklerdir. Ülkenin doğusundan batısına kadar, Türk kültürünün tam olarak ne olduğunu basit bir cümleyle açıklamak imkansızdır. Ancak birkaç benzerlik vardır ve bunları bilmek, ülkedeki zamanınızın daha keyifli geçmesini sağlayacaktır.
Türkler, özellikle ülkenin batısında, tarihleri ve miraslarıyla son derece gurur duyarlar. Türk resmi tatillerinde, Türk Bayrağı pencere, balkon ve sokak lambaları arasında gururla asılır. Çoğu Türk ayrıca bayrağın üzerine basmayı, üzerine oturmayı veya giysi olarak sergilemeyi kaba bulur; bu, Birleşik Krallık'ta Yaylı Bayrak (Union Jack) desenli şortların sıkça giyilmesinden oldukça farklıdır.
Çoğu mağaza ve ofiste ayrıca Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Mustafa Kemal Atatürk'ün profil resmi kalıcı olarak sergilenir ve onun mirası “Tüm Türklerin Babası” olarak bilinir. Çoğu kasaba merkezinde ise heykeli dikilmiştir.

Türkler genellikle birbirlerini her iki yanağından birer öpücükle selamlarlar. Bir Türk, büyüklere veya büyükannelerine/büyükbabalarına selam verirken, onların sağ elini öpüp başını o ele koyması saygı ifadesidir.
Ayrıca omuz omuza ya da kolları birbirine dolayarak yürürler. Bu durum erkekler için de geçerlidir ve normal sosyal davranıştır. Eğer bir Türk ile derin bir sohbet içindeyseniz ve kolunuza ya da elinize dokunursa, bu sadece düşüncelerini ve görüşlerini vurgulamanın bir yoludur.
Günün en önemli öğünü ve dostlar ile ailenin bir araya gelmesi için ideal bir fırsat olarak, akşam yemeğine davet edilmek yerine kahvaltıya davet edilebilirsiniz. Misafirlere yumurta, zeytin, salam, domates, salatalık, meyve, ekmek ve çeşitli tatlı reçellerden oluşan bir şölen sunulur.
Yemek dâhilinde doymuş olsanız bile birkaç kez daha fazla yemeniz için teşvik edilirsiniz. Türk kültüründe yiyeceği herkesle, hatta yabancılarla paylaşmak çok önemlidir.

Türkler, konuya göre zaman zaman tutkulu ve oldukça ifadeli olabilir ve yabancı ziyaretçiler neden bağırdıklarını merak edebilirler. İki Türk konuştuğunda, günlük samimi bir sohbet bile kolaylıkla tartışma zannedilebilir.
“Türklerin doğal ses seviyesi” olarak bilinen bu durum sizi yıldırmasın. Ara sıra bir Türk'e soru sorar ve yanıt olarak bir "tı" sesi duyup başını salladığını görürseniz, bu kabalık değil, sadece hayır demenin kısaca bir yoludur.
Bu büyük ölçüde ziyaret edeceğiniz bölgeye bağlıdır. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde giyim tarzı oldukça rahat ve modern Avrupa kıyafetlerine benzer. Ege ve Akdeniz sahil tatil yerlerinde ise mayo, kısa ve kısa kollu tişörtler kadınlar arasında olağan bir manzaradır.
Ancak Türkiye'nin doğusunda ve yabancı ziyaretçilerin bulunmadığı küçük köylerde kadınların giyim tarzı daha muhafazakârdır. Geleneksel başörtüsü takan bir kadın genellikle dini inançlar nedeniyle bunu yapar ve zaman zaman tamamen burka giymiş kadınlar görülebilir. Camileri ziyaret eden kadınların başlarını, dekolteyi, göbek bölgesini, dizleri ve üst kolları örtmeleri gerekir.

Çay olarak bilinen bu içecek, Türk kahvesi hakkındaki yabancı yanlış anlamalara rağmen ulusal içecektir. Çay evleri günlük olarak erkeklerle dolup taşar, Türklerin oynadığı Okey oyunu eşliğinde çay yudumlarlar. Alışveriş gezilerinde bile tezgah sahipleri size tatlı karadeniz çayı ile dolu lale şeklinde bir bardak sunabilir. Aileler için yerel çay bahçesi özellikle hafta sonları popüler bir mekan olup buluşma yeridir.

Türkiye'de zaman, Batı ülkelerindeki kadar önemli kabul edilmez. Türkler, belirli bir saatte buluşmak için anlaşsanız da veya eve yemeğe davet etseniz de geç kalmayı sorun yapmazlar. Yabancıları ciddi şekilde sinirlendiren bu kültür özelliğinin tek çözümü, buna alışmaktır.
Sırada beklemek en kötü durumlarda bile sinir bozucudur, ancak bazı Türkler çoğu zaman sıraları görmezden gelir. Banka işleminde bile birisi yanınızda durup veznedere kendi kişisel finansal durumunu sorabilir.
Otobüs sırasına girmek neredeyse yapılmaz ve otobüs nihayet geldiğinde herkes kendi çıkarını gözetir. Batılı kültürlerden gelenler için kaba olarak algılanabilir, çünkü biz sıra beklemeyi öğreniriz ama gerçekte bunu kabul etmek daha kolaydır.

Türkiye'de araç kullanmak istiyorsanız yol tutumları hakkında araştırma yapmak kesindir. Büyük şehirlerin dışındaki yerlerde trafik kameraları nadiren kullanılır ve bu “Bir yere çabuk varmam gerekiyor” şeklinde apaçık bir tutumu teşvik eder. Arabanızı sokakta bırakıp kısa süreliğine dükkanlara girmek yaygındır ve korna sürücünün avantajına sık kullanılan bir araçtır.
Birisini yaklaştığınızı haber vermek için kornaya basarsınız. Aynı şekilde trafik ışıkları yeşile yeni dönmüş olsa bile, arkanızdaki sürücüler ilerlemeniz gerektiğini belirtmek için korna çalarlar. Kask kullanmayan bir aile sık görülen bir manzara olup, zaman zaman yaya geçitlerine ciddi şekilde saygısızlık da gözlemlenir. Sürücü veya yaya olmanız fark etmez; dikkatli olun!
