
Aralık 2023 itibarıyla 264 milyar dolara ulaşan yabancı yatırım stoku ile Türkiye, küresel yatırımların %1'lik payına sahiptir. Ülke, 2024-2028 yılları arasında 70 milyar dolarlık yatırım çekmeyi hedeflerken, bu iddialı hedefin gerçekleşebilirliği üzerine uluslararası tartışmalar devam etmektedir.
Son gelişmeler, Türkiye'nin bu hedefleri aşabileceğine işaret etmektedir. 2024 Ocak-Nisan döneminde, başlangıç tahminlerini aşan dikkat çekici bir yatırım girişleri artışı yaşandı. Özellikle, sadece dört ay içinde 10 milyar dolarlık yatırım çekilmiş, ayrıca 8 milyar dolarlık kamu döviz alımı gerçekleştirilmiştir.
Bu gelişmeler Türk Lirası'nın değerinde olumlu bir etki yaratmıştır. Aynı zamanda, enflasyonda görülen düşüş trendi yatırımcı güvenini daha da artırdı. Yılın ilk dört ayında toplam yabancı yatırımlar 10 milyar doları aşarak Türkiye varlıklarına olan güçlü talebi göstermiştir.
Wells Fargo, Goldman Sachs ve Citi Bank gibi uluslararası kuruluşlar, Türk Lirası'nın değer kazanımını ve Türkiye'deki varlıkların cazibesini vurgulamıştır. Diğer para birimleri karşısındaki bu değer artışı, yalnızca enflasyonu sınırlamaya yardımcı olmakla kalmayıp, aynı zamanda ülkenin yabancı yatırımcılar için cazibesini artırmaktadır.
Ayrıca, uluslararası kuruluşların not artışları ülkenin enflasyona karşı duruşunu güçlendirmekte ve yabancı yatırımları Türkiye'ye yönlendirmektedir. Bu gelişmeler, Türkiye’nin ekonomik görünümü ve önümüzdeki yıllarda önemli yatırımlar çekme kapasitesi adına umut verici bir tablo çizmektedir.
Türkiye'nin ekonomik görünümüne dair umut vadeden bir yol haritası ortaya koyan analistler, önümüzdeki iki yıl içinde portföy girişlerinde artış ve cari açıkların azalması öngörmektedir. Bu projeksiyonlar, enflasyonun düşmesi ve ekonomide dolarizasyonun azalması beklentileriyle desteklenmektedir.
Yakın zamanda yapılan bir açıklamada, S&P Türkiye'nin ekonomik istikrarına olan güvenini ifade etmiş ve görünümünü güncellemiştir. Kuruluş, transfer ve konvertibilite değerlendirmesini "B+"den "BB-"ye yükselterek, devletin özel sektör borçlularının döviz cinsinden borçlarını ödemesini engelleme riskinin azaldığını belirtmiştir.
Ayrıca, ajans ilerlemenin kademeli olabileceğine dikkat çekmiş, rezerv birikiminin mütevazı olmasının beklendiğini vurgulamıştır. Bu temkinli yaklaşım, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Türk lirasının değer kaybını sınırlama çabalarına bağlanmaktadır.
Ancak ajans, bilanço sonuçlarında sürdürülebilir iyileşmeler, enflasyonda devam eden düşüş ve Türk Lirası cinsinden iç tasarrufların artmasına bağlı olarak daha fazla not artışının mümkün olabileceğinin altını çizmiştir. Bu gelişmeler, hükümetin kullanılabilir yabancı para rezervlerini yeniden oluşturmasına yol açarak Türkiye'nin küresel ekonomik pozisyonunu daha da sağlamlaştırabilir.
Genel olarak, bu değerlendirmeler Türkiye'nin ekonomik dayanıklılığına ve önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir büyüme potansiyeline artan bir güveni yansıtmaktadır.
