By:
Nezir Can
Türkiye ile ilgili herhangi bir seyahat broşürüne göz attığınızda kesinlikle Fethiye, Marmaris ve Antalya'nın en ünlü ve popüler tatil beldeleri hakkında okuyacaksınız. Her biri kendi içinde görkemlidir ancak Akdeniz kıyısında gizlenmiş bir mücevher olan güzel bir plaja sahip küçük, rustik bir destinasyon Patara, tarihi kalıntılar ve dünyaca ünlü bir kişinin memleketi olma özelliği ile dikkat çeker.
Türkiye ana akım turizmine lavinaya benzeyen bir ilgi göstermeden çok önce Patara, hippiler ve gap year (boş yıl) öğrencilerinin favori tatil beldesiydi. Olympos ile birlikte, Avrupa'dan Orta Doğu'ya uzanan ve bağımsız seyahati ve yerel adetleri benimsemeyi odak noktasına alan Hippie Trail adlı seyahat rotasında mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir destinasyon olarak yer aldı.
Patara'nın neden popülerliğini yitirdiği ve sık ziyaret edilen bir tatil beldesi olarak yerini koruyamadığı kesin olarak bilinmemektedir. Tur otobüsleri diğer beldelere akın ederken, günümüzde Patara'ya sadece günübirlik ziyaretçiler veya keşfedilmemiş rotaları tercih eden gezginler gider gibi görünüyor. Ancak onu yapılacaklar listenize eklemek için dört iyi sebep var.

15 kilometre uzunluğundaki muhteşem kumsal, Patara Plajı'nı Türkiye'nin en uzun plajı yapar. Kum tepeleriyle çevrili ve önünde etkileyici dalgalarla, sadece plaj tutkunlarını değil aynı zamanda nesli tehlike altında olan caretta caretta deniz kaplumbağalarını da çeker. Bu kaplumbağalar parlak ışıklardan ve gürültüden uzak kumlu ortamlar arar ve Patara tam da bu nedenle mükemmeldir çünkü oteller oldukça uzakta yer almaktadır.
Tanrılara ait efsanevi hikayelere göre Patara, güneş tanrısı Apollo'nun kış evidir, ancak Kasım'dan Nisan'a kadar plaj neredeyse ıssızdır; Temmuz ve Ağustos'ta ise dalgalar sörfçüler ve boogie board yapanlar için bir cennet oluşturur. Plajın ana girişinde bir restoran gerekli yiyecek ve içecekleri sunar, böylece yapmanız gereken tek şey mayo getirmek!

Antik Patara kenti, Likya İmparatorluğu'nda önemli bir güçtü ve bilginleri ile idari yasalarıyla saygı ve hayranlık kazanmıştı. Günümüzde, önemli şehir yapılarının kalıntıları geniş bir bataklık alanına yayılmış olup, resmi girişteki anıtsal kapı ile işaretlenmiştir.
Yoldaki tek başına duran Likya mezarını geçerek, çoğu ziyaretçi doğrudan agora (pazar alışveriş caddesi) ve büyük tiyatro kalıntılarına yönelir. Başarılı bir deniz ticaret limanı olan Patara'da, tiyatronun bulunduğu tepedeki harabe tapınak, antik Likya birliğinin 12 şehrinden biri olan vatandaşların tamamen güvende hissettiği pagan inançlarını biraz da olsa gözler önüne serer. Sadece Türkler ile Bizans İmparatorluğu arasındaki savaşlarda terk edilmiş olan şehirde, 20. yüzyılda başlayan kazılar günümüzde de devam etmektedir.

Çoğu insan Noel Baba'yı kırmızı beyaz kıyafet giymiş, Coca Cola içen Tombul adam olarak düşünür fakat o gerçek bir kişidir ve üçüncü yüzyılda o zamanlar Yunan hakimiyetinde olan Patara'da doğmuştur. Ailesi tarafından Hristiyan olarak yetiştirilen Nicholas, büyük mirasını fakirlere yardım etme Hristiyan değerleri doğrultusunda kullanmıştır. Nihayetinde Patara'yı bırakıp kıyı boyunca daha yukarıda yer alan Myra'da piskopos olmuştur ve oradaki kilisesi hala ayaktadır. Ne yazık ki Patara'da ona dair hiçbir iz kalmamıştır ama Noel Baba'nın doğduğu yeri ziyaret ettiğinizi söylemek çok havalı değil mi?

Kabul etmek gerekir ki eğer beş yıldızlı lüks bir otelde güneşlenmek sizin için mükemmel tatil konaklaması ise, Patara'ya sadece günübirlik gitmenizi öneririz. Ancak otantik, rustik, köy havasını seviyorsanız, gecelik konaklama size çok uygun olacaktır. Köyün büyük bir kısmı orijinal görünümünü korumuş ve küçük aile işletmesi olan pansiyonlar uygun fiyatlı konaklama sunarak bağımsız gezginleri ve sırt çantalı turistleri cezbetmektedir. Gecelik fiyatlar yaklaşık 50 Türk lirasından başlayarak ekonomik ve uygun maliyetli bir Patara gezisi yapmanızı sağlar.
Şık sahil beldesi Kalkan'ın yanında yer alan Patara, ana sahil yolu D400’den saparak ulaşılır. Yaklaşık 3 mil ilerledikten sonra köy görünecektir. Sadece kalıntıları ve plajı ziyaret etmeyi planlıyorsanız ki plaja kısa bir iskele yolundan erişilir, düz devam edin. Otobüsle geliyorsanız, genellikle sapaktan bir alma servisi bekler veya çoğu otel sizi ana yoldan alır.
